
Fenerbahçe ile Partizan arasında oynanan EuroLeague karşılaşmasında, Belgrad’daki tribünlerde açılan Osmanlı Padişahı I. Murad Hüdavendigar’ı hançerleyen katil Miloš Obilić temalı pankart, sporun sınırlarını aşarak derin tarihi ve siyasi bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Bu olay, sadece bir basketbol maçının sonucuyla değil, pankartın taşıdığı anlam ve organizasyonun tepkisizliğide gündeme geldi. Evet, 21 Kasım 2025 gecesi Belgrad’da oynanan Partizan – Fenerbahçe Beko maçında açılan o dev pankart, sadece bir basketbol tribününün görsel şovundan ibaret değildi. 636 yıl önce Kosova Ovası’nda yaşanan bir suikastın resmiydi o: Sırp asilzadesi Miloš Obilić’in, zaferin hemen ardından Osmanlı Padişahı I. Murad Hüdavendigar’ı hançerleyişi. Pankartın yanında Sırpça ve Latince yazılarla “Kosovski mit” (Kosova efsanesi) vurgusu yapılmıştı. Tribünler ise 10 dakikadan fazla şu besteyi haykırdı: “Bıçakla vurur Sırp askeri, Sultan Murat’ı hançerle Obilić!”Bu görüntü ve tezahürat, sıradan bir “taraftar coşkusu” değildi. Balkanlar’da hâlâ canlı tutulan bir hesaplaşmanın, 1389’dan 2025’e uzanan bir kin zincirinin parçasıydı. Sırp milliyetçi mitolojisinde Obilić “ulusal kahraman”, Türk tarihinde ise “hain suikastçı”dır. Bu ikilik, 636 yıldır değişmedi ve şimdi EuroLeague parkelerine taşındı. 1389’daki I. Kosova Savaşı’nda olan oldu. Sultan I. Murad, Kosova Ovası’nda zafer kazanmışken, efsaneye göre Sırp şövalyesi Miloš Obilić’in hançeriyle şehit edildi. Doğru, Obilić Sırp destanlarında bir kahraman, bir kahramanlık sembolü. Kendi milletinin gözünde ne anlama geldiği bizi ilgilendirmez. Ama sen kalkıp, 21. yüzyılda, bir basketbol maçının pota arkasına, bir Osmanlı Padişahı’nın suikast anını tasvir eden pankart asarsan, bunun adı ne spor, ne de kültürel mirastır. Bunun adı, ucuz nefret provokasyonu ve düpedüz ırkçılıktır.
Sultan I. Murad’ı şehit eden Miloš Obilić figürü, 2025’te neden bir spor müsabakasının merkezine oturdu?
Fenerbahçe Beko ile KK Partizan arasında 21 Kasım 2025 gecesi Belgrad’daki Štark Arena’da oynanan EuroLeague karşılaşması, sahadaki skorun çok ötesine geçen, derin tarihsel ve siyasal bir gerilimi yeniden gündeme getirdi. Sporun evrensel rekabet ve barışçıl birleşme misyonunun sınırları, bu olayla birlikte sorgulanmaya başlandı. Yaşananlar, sıradan bir taraftar taşkınlığı olmanın ötesine geçerek, pankartın taşıdığı simgesel anlamın ağırlığı ve organizasyonun bu duruma gösterdiği reaksiyon üzerinden uluslararası çapta bir akademik tartışmanın fitilini ateşledi.

Pankartın ana figürü olan Miloš Obilić, 1389 yılında gerçekleşen I. Kosova Savaşı‘nda Osmanlı Sultanı I. Murad’ı şehit eden efsanevi Sırp şövalyesi olarak anılmaktadır. Obilić, Sırp milliyetçi anlatısında ulusal bir kahraman, Hristiyanlık inancının bir koruyucusu ve fedakârlığın simgesi olarak yüceltilir.
- Pankartın Mesajı: Bir spor müsabakasında bu figürün kullanılması, esasen Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Osmanlı geçmişine karşı yöneltilmiş açık bir provokasyon ve tarihi bir düşmanlığı güncel bir bağlamda tekrar canlandırma çabasıdır. Pankart, sporun evrensel barış ve rekabet ruhuna aykırı olarak, asırlar öncesinden gelen gerilimi günümüze taşımıştır.
- Siyasi ve Duygusal Boyut: Obilić figürü, Balkanlar’daki Sırp kimliği için kritik bir semboldür. Bu sembolün, bir Türk takımıyla yapılan maçta kullanılması, duygusal bir intikam dili oluşturarak iki ulus arasındaki hassas tarihsel dengeleri zorlamıştır.
Sultan Murad’ın şahadetini, yüzlerce yıl sonra bir spor salonunda zafer edasıyla kutlamak… Bu, Sırp milliyetçiliğinin ne kadar hastalıklı bir yere saplandığını gösterir. Spor mu, savaş alanı mı diye soruyorsunuz? Orada ne spor ne de savaş alanı vardı. Orada, tarihten ders almayı becerememiş, geçmişin kırıntılarıyla beslenen bir avuç fanatiğin basit çabası vardı. Çünkü Obilić, Sırp aşırı sağının en güçlü sembollerinden birisiydi. Özellikle Grobari (Partizan) ve Delije (Kızılyıldız) taraftar grupları için o, “Türk işgaline Belgrad’da açılan devasa pankart, sadece görsel bir şov ya da kulüp kimliğini yansıtan bir figür değildi. Bu pankart, tam 636 yıl önce Kosova Ovası’nda cereyan eden, tarih yazımında hâlâ ihtilaflı kalan bir olayın, bir suikastın tasviriydi. Resmedilen an, I. Kosova Savaşı’nın (1389) hemen ardından zaferin sarhoşluğunu yaşayan Osmanlı Padişahı I. Murad Hüdavendigar’ın, Sırp asilzadesi Miloš Obilić tarafından hançerlenerek şehit edilişiydi.

Pankartın hemen yanına düşülen Sırpça ve Latince ibarelerle yapılan “Kosovski mit” (Kosova efsanesi) vurgusu, olayın bağlamını net bir şekilde ortaya koydu. Partizan tribünleri ise, on dakikayı aşkın bir süre boyunca ritmik ve yüksek sesli bir beste ile salonu inletti: “Bıçakla vurur Sırp askeri, Sultan Murat’ı hançerle Obilić!” Bu görüntü ve tezahüratlar silsilesi, akademik açıdan “tarihin araçsallaştırılması” olarak adlandırılan, geçmişteki bir hesaplaşmanın 21. yüzyılın spor arenalarına taşınması ve diri tutulan bir kin zincirinin parçası olarak görüldü.karşı direnişin” kişileşmiş halidir.

1990’lardan beri Yugoslavya’nın dağılış süreciyle birlikte yeniden canlanan bu mitoloji, futbol ve basketbol tribünlerinde açıkça sergileniyor.2025’te bu figürün bir Türk takımına karşı EuroLeague maçında dev pankartla ortaya çıkması tesadüf değil:
- Sırbistan’da son yıllarda milliyetçi dalga yeniden yükseliyor (2023-2025 arası seçimlerde aşırı sağ partilerin oy artışı %35’in üstünde).
- Partizan taraftar grubu Grobari, kulüple iç içe geçmiş ultra-milliyetçi bir yapı; pankartlar önceden hazırlanıyor ve kulüp yönetimi tarafından göz yumuluyor.
- Fenerbahçe, son 5 yılda Sırbistan deplasmanlarında sürekli benzer provokasyonlara maruz kalıyor (Kızılyıldız maçlarında Türk bayrağı yakılması, “bıçak” tezahüratları vb.).
Yani bu, sadece “taraftar coşkusu” değil; bilinçli bir siyasi mesajdı. Ve EuroLeague’in “arka bahçe” olarak gördüğü Balkan maçlarında bu tür görüntülere yıllardır göz yumması, olayı daha da vahim hale getirecekti.Maalesef Belgrad’daki o gece, ikinci şık geçerliydi.
- Maç öncesi ısınmada pankart fark edildi → Fenerbahçe delegasyonu salon güvenliğine ve EuroLeague gözlemcisine defalarca şikâyet etti.
- Cevap: “Kültürel ifade, müdahale edemeyiz.”
- Maç başladığında pankart tamamen açıldı, tezahüratlar TV yayınlarında net duyuldu.
- İlk çeyrek boyunca devam etti, ikinci yarıda tekrar açıldı.
- Aynı organizasyon, 2023’te Türk takımlarının Filistin bayrağı açması üzerine anında soruşturma başlatıp ceza yağdırmuştu.
- Yine aynı organizasyon, Maccabi taraftarlarının “Death to Arabs” sloganı için bir maç kapalı tribün cezası vermişti.
- Ama bir Osmanlı padişahının hançerlenişinin resmi + 10 dakikalık “bıçak” tezahüratı? Henüz 26 Kasım 2025 itibarıyla tek satır resmi yaptırım yok.
Bu çifte standart, EuroLeague’in “Balkanlar’da milliyetçilik serbest, geri kalan her şey yasak” gibi bir örtülü politikası olduğunu düşündürüyor.
Sultan I. Murad’ın şehadetini, yüzlerce yıl sonra bir spor salonunda zafer edasıyla kutlama çabası, Sırp milliyetçiliğinin tribün kültürüne ne denli derinlemesine sızdığını gösterdi. Bu durum, “Spor mu, savaş alanı mı?” sorusunu bir kez daha doğurdu. Sahada ne sporun ne de savaşın kuralları işledi; sadece tarihten ders almayı başaramamış, geçmişin kırıntılarıyla beslenen aşırı sağcı fanatizmin basit bir çabası ortaya çıktı.

Obilić figürü, özellikle Partizan taraftar grubu Grobari ve Kızılyıldız taraftar grubu Delije gibi ultra-milliyetçi yapılarda “Türk işgaline karşı direnişin” kişileşmiş hali olarak kabul edildi. 1990’larda Yugoslavya’nın parçalanma süreciyle birlikte yeniden canlanan bu milliyetçi mitoloji, spor müsabakalarında açıkça sergilendi. 2025’te bu figürün dev bir pankartla bir Türk takımına karşı kullanılması, birden fazla siyasi dinamiğin eş zamanlı varlığına işaret etti:
- Sırbistan’daki Milliyetçi Dalga: Ülkede son yıllarda milliyetçi dalganın yeniden yükselişe geçmesi (2023-2025 seçimlerinde aşırı sağ partilerin oy oranında görülen belirgin artış) bu tür eylemlerin toplumsal zeminini hazırladı.
- Kulüp Yönetiminin Rolü: Partizan taraftar grubunun ultra-milliyetçi yapısı, pankartların önceden hazırlandığı ve kulüp yönetiminin bu duruma genellikle göz yumduğu eleştirilerini beraberinde getirdi.
- Tekrarlayan Provokasyonlar: Fenerbahçe’nin, son beş yılda Sırbistan deplasmanlarında Türk bayrağının yakılması ve “bıçak” temalı tezahüratlar gibi benzer provokasyonlara sürekli maruz kalması, olayın münferit değil, sistemli bir siyasi mesaj olduğunu gösterdi.
⚖️ Kurumsal Tepki ve EuroLeague’in Çifte Standardı
Olayın ardından en hayati tartışma, EuroLeague yönetiminin takındığı tavır üzerinden şekillendi. Büyük spor organizasyonları, siyasi, ırkçı veya ayrımcı söylem ve sembolleri kesinlikle yasaklamayı ilke edinmiştir. Ancak EuroLeague’in bu açık nefret söylemine karşı ilk etapta net ve anında bir müdahalede bulunmaması, kurumsal sorumluluk açısından ciddi eleştirilere yol açtı.
Fenerbahçe delegasyonunun, pankartın fark edilmesi üzerine salon güvenliğine ve EuroLeague gözlemcisine yaptığı defalarca şikâyet, “Kültürel ifade, müdahale edemeyiz” yanıtıyla karşılandı. Pankart, maç başladıktan sonra tamamen açıldı ve televizyon yayınlarında net bir şekilde duyulan tezahüratlar uzun süre devam etti.
Bu durum, organizasyonun kırmızı çizgilerinin nerede bittiği sorusunu akademik bir dürüstlükle gündeme getirdi. Spor yorumcuları ve taraftarlar, aynı organizasyonun 2023’te Türk takımlarının Filistin bayrağı açması üzerine anında soruşturma başlatıp ceza yağdırdığını veya Maccabi taraftarlarının “Death to Arabs” sloganı için bir maç kapalı tribün cezası verdiğini hatırlattı. Buna karşın, bir Osmanlı padişahının hançerlenişinin resmedildiği pankart ve 10 dakikalık “bıçak” tezahüratına, 26 Kasım 2025 tarihi itibarıyla tek satır resmi yaptırımın gelmemesi, kurumsal bir çifte standardın varlığını düşündürdü. Eleştirmenler, bu zayıf kurumsal refleksin, gelecekteki benzer provokasyonlara adeta bir davetiye çıkarma riski taşıdığı konusunda uyardı.
🏅 Sahadaki Cevap: Sporun Onuru
Tüm bu provokasyonun odağındaki Fenerbahçeli oyuncuların sahaya odaklanması ve maçı kazanması ise, bu türden tarihi kışkırtmalara verilen en net, sportmence ve onurlu cevap olarak kaydedildi. Sporcular, saha dışındaki tarihi gerilimi, saha içindeki profesyonel rekabet azmi ve başarılarıyla geçersiz kıldı.
Sonuç olarak, Partizan tribünlerinde açılan Miloš Obilić pankartı, bir spor etkinliğini tarihi bir intikam alanına dönüştürme çabası olarak vuku buldu. Ancak asıl ve daha derin tartışma, büyük bir uluslararası spor organizasyonu olan EuroLeague’in bu türden açık nefret söylemi ve provokasyonlara karşı sergilediği yetersiz ve ihtilaflı kurumsal refleks üzerinden yoğunlaşarak, spor diplomasisi ve etik standartlar konusunda ciddi bir boşluğun varlığını gösterdi.